MY POST

  • Galina Blankenship

Turkish Punctuation (Türkçede Noktalama İşaretleri): Comma

Updated: Aug 30

⌘Proofreader's Cheatsheet:

with examples from newspapers, scientific articles, literature, poetry...


Charlemagne (c. 742-814), a medieval emperor who ruled much of Western Europe from 768 to 814.

❝ COMMA❞


Commas in Turkish are used:


1. To set off similar elements in a series:

Bütün gün ev baktık. Osmanbey Şişli Mecidiyeköy Beşiktaş’ta dolaşıp durduk. Derken saat beş olmuş. ➥ We spent all day looking at flats. We kept going around Osmanbey, Şişli, Mecidiyeköy, [and] Beşiktaş. And suddenly it was 5 p.m.


Yol çizgileri trafik tabelaları ve lambaları karayollarının dayanıklılığı belirli standartlarda tutulacak ve sıkıca denetlenecek. ➥ Road lanes, traffic signs and lamps, and the durability of highways will be kept at a specific standard and will be strictly inspected.

2. To set off repeated words/expressions:


Akşam yine akşam yine akşam

Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

Evening, evening again, evening again

If only this time I were a reed in the lakes!


BUT❗ Do not use comma with reduplicated adverbial expressions used as modifiers, intensifiers, etc.:


Biz kolay kolay bu işten vazgeçmeyiz. ➥ We won’t give up upon this [thing] easily.

3. To set off transitional expressions, interrogative tags, and interjections such as hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette:


Burada yalnız mıyız? dedi. Hayır ben de varım dedim. ➥ “Are we alone here?” said he. “No, I am present, too,” I said.


Evet bunu bilerek yaptım. ➥ Yes, I did this intentionally.

4. To set off direct address and introductory expressions:

Sayın BaşkanDear President,


Sevgili kardeşimDear sister, / Dear brother,


Değerli arkadaşımDear friend,


Efendiler bilirsiniz ki hayat demek mücadele müsademe demektir. ➥ Gentlemen, as you know, life means struggle, it means collision.


5. To set off the subject (or subject-related phrase/clause) in the beginning of the sentence, an especially helpful devise in longer sentences, where the verb would be positioned in the very end of the sentence:


YÖK kaliteden daha yeni yeni bahsetmeye başladı. ➥ YÖK (Council for Higher Education) has just started mentioning quality.


Saniye Hanımefendi, merdivenlerde oğlunun ayak seslerini duyar duymaz hasretlisini karşılamaya atılan bir genç kadın gibi koltuğundan fırlamış ve ona kapıyı kendi eliyle açmaya gelmişti. (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)As soon as she heard the footsteps of her son on the stairs, Ms. Saniye jumped out of her chair, like a young woman rushing to meet her longing, and came to open the door with her own hand.


İhtiyar görevlinin izin vermemesine çok kızdı. ➥ The old man was very angry that the officer wouldn’t allow. (the subject is a nominalized adjective)


Genç doktordan babasının durumu hakkında bilgi almaya gelmişti. ➥ The young man came to the doctor to find out about his father’s condition. (the subject is a nominalized adjective)


Oeski defterleri çoktan kapatmış, Osmanlıya kucağını açmıştı. (Tarık Buğra) He'd closed the old books long time ago and opened his arms to the Ottoman Empire. (the subject is a pronoun)


Bu, tek gözlü genç fakat ihtiyar görünen bir adamcağızdır. (Halit Ziya Uşaklıgil)This is a one-eyed, young but old-looking bugger. (the subject is a pronoun)

Suriyeli ve Türk işçilerin bir araya getirilmesinin hedeflendiğini belirten Dr. Yılmaz iki tarafın da kendi aralarında iletişim kurmalarını ve ortak çıkarları için birlikte mücadele etmelerini umduklarını söyledi. ➥ Dr. Yilmaz said that their goal is to bring the Syrian and Turkish workers together, in hopes that both sides communicate with each other and work jointly for their mutual interest. (the subject is a relative clause marked with a participle suffix -en)


Söyledikleri 2017 yılı başından beri faizlerde ciddi bir sıkılaştırmaya gidildiği ancak genişlemeci maliye politikasının etkilerinin fiyatlar üzerinde aşağı yönlü bir hareketi baskıladığı şeklinde. ➥ They said something along the lines of going for a serious tightening in interest [rates] since the beginning of 2017, but the effects of expansionary fiscal policy repressed a downside movement in prices. (the subject is a subordinate clause marked with a subordinating suffix -dik)



6. To set off certain nonrestrictive or nonessential (parenthetical) words and phrases, which may appear at the beginning, middle, or end of a sentence, from the main clause (a comma may be used to indicates a pause, making the text easier to read):


Bu gece eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)They didn't feel like having fun tonight.


Yayınlanan rapora göre su kaynaklarının yanlış kullanımı sonucu ve küresel ısınmanın da etkisiyle Akdeniz'deki kuraklığın şiddetinin yakın gelecekte daha da artması bekleniyor. ➥ According to this report, as a consequence of wrongful use of water resources and with the contribution of global warming, the level of the drought in the Mediterranean is expected to increase in the near future.


Bu problemi çözmek için hani yok mu tam üç gün çalıştım. ➥ To solve this problem, would you believe it, I worked exactly three days.


Onlardan bir anlığına bile olsa James'i bize katılıp küçük odamıza gelmesi için teşvik etmelerini isteyin. ➥ Ask them to join us in encouraging James to come to our small room, if only for a moment.


Diplomasını almak bir yana tezini bile daha yazmamış. ➥ She hasn’t even written her thesis yet, let alone received her degree.


Kadınların, yani nüfusunun yarısının işgücüne neredeyse katılmadığı bir ülke en fazla nereye kadar gidebilir? ➥ What progress can a country make in which women—who are half of the work force—don’t work?


Bugün ne gibi önlemlerin yardımcı olabileceğini sizlerle paylaşmak istiyorum. ➥ Today, I want to share my opinions with you on the types of precautions that could help.


Zira Türk Hava Kuvvetleri’nin Ege üzerindeki uçuşları genel sortilerin sadece yüzde üçü oranında. ➥ Moreover, the sorties conducted by Turkish air forces constitute only 3 percent of the overall sorties.

Oğluma hediye veren adam onun amcasıydı. ➥ The man who gave the present to my son was his uncle.

When a comma really matters!

Whether one uses a comma near the beginning of a sentence (to indicate the subject) may change the meaning of that sentence: e.g., bu doktorun hatasıdır its this doctors mistake, bu doktorun hatasıdır this is the doctors mistake; genç kızı öptü he kissed the young girl; genç kızı öptü the youth kissed the girl.

Often, in such instances, due to its importance, a semicolon may be used instead of a comma; however, such use is considered outdated unless it's justified by the complex structure of the sentence. For example:


Kadınlarımızın çalışmama nedenleri arasında; başta çocukları olmak üzere ailelerini bırakamamak eşlerinin müsaade etmemesi çalışmanın kendileri için emniyetli olmadığını düşünmeleri gibi sebepler yatıyormuş. ➥ Among the reasons for our women not working: unwillingness to abandon their families, especially their children; their husbands won’t allow them; they think of the working environment as not safe for them.

Next (Comma: continued)


CONTACT
Top of Page Arrows
Galina Blankenship ♪♫♬

Linguist & Copywriter 

PHONE

415-533-1137

ADDRESS 🏡

283 4th Avenue,

San Francisco, CA 94118

EMAIL 💌

gala@transcendwithwords.com

galinablank@yahoo.com

circled letter A
circled letter P
Facebook's icon
Linkedin's circled icon
Twitter's circled icon

© 2020 by Galina Blankenship · San Francisco, CA · www.transcendwithwords.com