MY POST

  • Galina Blankenship

Turkish Punctuation (Türkçede Noktalama İşaretleri): Comma (Virgül) [,]

Updated: Jan 11

⌘Proofreader's Cheatsheet:

with examples from newspapers, scientific articles, literature, poetry…


Charlemagne (c. 742–814), a medieval emperor who ruled much of Western Europe from 768 to 814.

❝ COMMA ❞


As in English, Turkish comma serves as a separator and often indicates a logical pause. However, it would be a mistake to assume that the only guideline for using commas should be one's feeling for making a pause. As in some English cases, a Turkish comma may be vital in determining the ultimate meaning of the sentence.


In addition to creating a pause to make the text easier to read, Turkish commas are used in the following cases:


1. To set off similar elements in a series:

Bütün gün ev baktık. Osmanbey, Şişli, Mecidiyeköy, Beşiktaş’ta dolaşıp durduk. Derken saat beş olmuş.

We spent all day looking at flats. We kept going around Osmanbey, Şişli, Mecidiyeköy, [and] Beşiktaş. And suddenly it was 5 p.m.


Yol çizgileri, trafik tabelaları ve lambaları, karayollarının dayanıklılığı, belirli standartlarda tutulacak ve sıkıca denetlenecek.

Road lanes, traffic signs and lamps, and the durability of highways will be kept at a specific standard and will be strictly inspected.


Toyota, Honda ve Nissan 1980’lerde ABD’de lüks araç satmayı amaçlayan akıllı pazarlama politikası başlattılar.

Toyota, Honda, and Nissan initiated a clever marketing policy in the 1980s aimed at selling luxury vehicles in the United States.

2. To set off repeated words/expressions:


Akşam, yine akşam, yine akşam,

Göllerde bu dem bir kamış olsam! (Ahmet Haşim)

Evening, evening again, evening again

If only this time I were a reed in the lakes!


🚩 Do not use comma with reduplicated adverbial expressions used as modifiers, intensifiers, etc.:


Biz kolay kolay bu işten vazgeçmeyiz.

We won’t give up upon this [thing] easily.

3. To set off transitional expressions, interrogative tags, and interjections such as hayır, yok, yoo, evet, peki, pekâlâ, tamam, olur, hayhay, baş üstüne, öyle, haydi, elbette:


Burada yalnız mıyız? dedi. Hayır, ben de varım, dedim.

“Are we alone here?” said he. “No, I am present, too,” I said.


Evet, bunu bilerek yaptım.

Yes, I did this intentionally.

4. To set off direct address and introductory expressions:

Sayın Başkan,

Dear President,


Sevgili kardeşim,

Dear sister, / Dear brother,


Değerli arkadaşım,

Dear friend,


Efendiler, bilirsiniz ki, hayat demek, mücadele, müsademe demektir.

Gentlemen, as you know, life means struggle, it means collision.

5. To set off from the main clause any parenthetical or nonrestrictive/nonessential clauses, phrases, or words, which may appear in the beginning, middle, or end of a sentence. When such an expression starts or ends the sentence, only one comma is used either after or before the expression. However, if the expression is in the middle of the sentence, it is set off with two commas, preceding and following expression.


Bu problemi çözmek için, hani yok mu, tam üç gün çalıştım.

To solve this problem, would you believe it, I worked exactly three days.


Onlardan, bir anlığına bile olsa, James'i bize katılıp küçük odamıza gelmesi için teşvik etmelerini isteyin.

Ask them to join us in encouraging James to come to our small room, if only for a moment.


Bu öğrenciler, özellikle bu çocuk, çok akıllı.

These students, and especially this one, are very smart.

Yarın gelirsen, muhakkak bekliyorum, pikniğe gideriz.

If you come tomorrow, and you are certainly welcome, we’ll go to a picnic.


Diplomasını almak bir yana, tezini bile daha yazmamış.

She hasn’t even written her thesis yet, let alone received her degree.


Bu yeri, çocukluğumun geçtiği mahalleyi, asla unutmayacağım.

I will never forget this place—the neighborhood where I spent my childhood.


Hangi türden olursa olsun, bazı yakıt türleri hayatımızı sürdürmek için gereklidir.

Some kind of fuel, no matter which kind, is necessary for us to maintain our lifestyle.


Zira, Türk Hava Kuvvetleri’nin Ege üzerindeki uçuşları genel sortilerin sadece yüzde üçü oranında.

Moreover, the sorties conducted by Turkish air forces constitute only 3 percent of the overall sorties.

Such parenthetical clauses may include:

  • Purpose clause (adverbial phrase/word): (-dığı/-acağı) için, (-dığından/-acağından) dolayı/ötürü,mak için…

Özel okulların devlet okullarına kıyasla daha üstün bir eğitim verdiğine inandıkları

için, karşılayabilen aileler çocuklarını özel okullara göndermektedir.

Believing that private schools offer superior education in comparison to public schools, families that can afford them send their children to private schools.

ABD ihracata harcadığından daha fazla ithal ürünler satın aldığı için, ülke dünyadaki en büyük ticaret açığına sahiptir.

Because the USA spends more on buying imports than it earns on exports, the country has the largest trade deficit in the world.

Büyüme oranlarını arttırmak ve hastalıkları önlemek için, her yıl yaklaşık 25 milyon sterlin değerinde antibiyotik ve ilgili ilaçlar çiftlik hayvanlarına uygulanmaktadır.

Almost 25 million pounds of antibiotics and related drugs are administered to farm animals every year to boost growth rates and prevent diseases.

Yeterli kanıt olmadığı için, polis onu hırsızlıkla suçlayamadı.

Lacking definite proof, the police couldn’t charge him with theft.

  • Manner clause (adverbial phrase/word): (-dığı/-acağı) gibi…

Eskiden babasının olduğu gibi, iyi bir şarkıcı.

She is a fine singer, just as her father used to be.

Sonbaharda, ilkbahardaki gibi, sel vardı.

In autumn, as (it was) in spring, there were floods.

Katolikti, dostlarının çoğu gibi.

He was Catholic, as were most of his friends.

  • Time clause (adverbial phrase/word): -da(de)

Son zamanlarda, kendimi iyi hissetmiyorum.

Of late, I haven't been feeling well.


Son 50 yılda, Irak’ta şehir bölgelerine yaygın insan göçü vardır.

In Iraq over the past 50 years, there has been a widespread migration of people to the urban areas.


Bugün, ne gibi önlemlerin yardımcı olabileceğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Today, I want to share my opinions with you on the types of precautions that could help.


Bu gece, eğlenceleri içlerine sinmedi. (Reşat Nuri Güntekin)

They didn't feel like having fun tonight.

  • Place clause (adverbial phrase/word): -da(de)

Bazı ülkelerde, her insan için bir çiftçi olmak ve kendi yiyeceğini yetiştirmek artık gerekli değildir.

In some countries, it is no longer necessary for every man to be a farmer and to raise his own food.

  • Concession clause (adverbial phrase/word): rağmen, -sızın, -dıkça, aksine, -makla birlikte, olursa olsun, (-dığı) halde…

Çekici olmasına rağmen, yalnız.

Given her charm, she is alone.


Onun ne diyebileceğini düşünmeksizin, dilediğin gibi yap.

Regardless of whatever he may say, do it as you please.


Daha fazla işçi çalıştırmadıkça, bu siparişi vaat edilen tarihe kadar bitirmemiz imkânsız.

It’s impossible for us to finish this order by the date promised unless we employ some more workers.


Beklenenin aksine, dünyaca ünlü yazarımız üç yıl önce Nobel Ödülü’nü alamadı.

Contrary to what was expected, our world-famous author failed to receive the Nobel Prize three years ago.


Artık başkent olmamakla birlikte, Edirne hâlâ Türkiye’nin hem bir kültür hem de bir ticaret merkezidir.

While it is no longer a capital city, Edirne is still both a cultural and a commercial center of Turkey.


Hata nerede olursa olsun, elde ettiğimiz sonuçtan sadece proje müdürünün sorumlu olduğu gerçeği ortadadır.

Wherever the fault may be, the fact remains that the project manager is the only responsible from the outcome we obtained.

  • Exception clause (adverbial phrase/word): dışında…

Şirket, geniş bir arazinin ufak bir hissesine halâ sahip olması dışında, tüm mal varlığını yitirdi.

The company has lost almost all its possessions, save that they still hold a small share in a vast piece of land.

  • Reason clause (adverbial phrase/word): yüzünden…

Renkli basında çizilen imaj yüzünden, pek çok genç belki de hiçbir zaman ulaşamayacakları şeylerin hayalini kurmaya sürükleniyor.

Because of the image presented in glossy media, many youths are driven to dream about things they will probably never achieve.

  • Gerund clause (phrase/word): -acağına…

Ders çalışacağına, geceyi televizyon izleyerek geçirdi.

Instead of studying, he spent the night watching TV.

  • Other relative clauses (adverbial phrase/word): yanı sıra, -a göre, aynı zamanda…

Hastalıkların tedavisinde son derece faydalı olan ilaçların yanı sıra, diğer birçok tedavi baş ağrısını hafifletmeye yardımcı olabilir.

In addition to drugs, which are enormously beneficial in treating diseases, many other treatments can help relieve headache.


Yayınlanan rapora göre, su kaynaklarının yanlış kullanımı sonucu ve küresel ısınmanın da etkisiyle Akdeniz'deki kuraklığın şiddetinin yakın gelecekte daha da artması bekleniyor.

According to this report, as a consequence of wrongful use of water resources and with the contribution of global warming, the level of the drought in the Mediterranean is expected to increase in the near future.


Aynı zamanda, tercümenin güvenilirliğine ve akıcı olmasına büyük ölçüde önem vermekteyiz.

We also attach a great deal of importance to reliability of the translation and fluency.



Previous (Period) Next (Comma & Subject)


CONTACT
Top of Page Arrows
Galina Blankenship ♪♫♬

Linguist & Copywriter 

PHONE

415-533-1137

ADDRESS 🏡

283 4th Avenue,

San Francisco, CA 94118

EMAIL 💌

gala@transcendwithwords.com

galinablank@yahoo.com

© 2021 by Galina Blankenship · San Francisco, CA · www.transcendwithwords.com